Categories:

Bizden Olmayanlar…

Bu sıralar epey gündemde olan bir konuyu yazacağım. Bu konunun temeline inerek başlayalım, sahi “yabancı” ne demek? TDK’nin sitesinde yabancı sözcüğünün karşısında aynen şu ifade yer alıyor; Başka bir ülkeden veya başka bir ulustan olan kimse. Peki Türkiye’deki ilk yabancı futbolcuyu tanıyanlarınız var mı? O isim Oscar Garo. 1951 yılında daha profesyonel ligler kurulmamışken Arjantin’den İstanbul’a, dönemin Adalet Kulübü’ne transfer olan Oscar Garo şu an ki yabancı polemiğinin de başlangıcı olmalı.

Mevcut yabancı kuralını bilmeyenleriniz için açıklayayım: Herhangi bir kulüp TFF’ye yolladığı 28 kişilik kadrosunda en fazla 14 yabancı bulundurabilir. İsterse bu 14 yabancının 12 tanesini 21 kişilik maç kadrosuna koyabilir. Fakat Altınordu gibi gerçekten Türk oyunculara güvenip, yetiştirmek isteyen kulüplerimiz de varsa 28 kişilik kadrosunun içinde hiç yabancı oyuncu eklemeyip federasyona o şekilde bir liste yollayabilir. Kural açık ve net şekilde belli sanırım.

Yabancı sınırı konusu Türkiye A Milli Takım Teknik Direktörlüğü yapmış Lucescu ile birlikte daha da çok konuşulur hale geldi. Sayın Lucescu Shakhtar Donetsk kulübündeki teknik direktörlüğü döneminde, ligde ezeli rakibi Kiev’i saf dışı bırakarak 12 yılda 8 şampiyonluk yaşarken kadrosunda bulunan oyuncuların %83’ü Brezilya uyruklu oyunculardı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı sayın Nihat Özdemir bir dönem Fenerbahçe Yönetim Kadrosunda görev yaparken Aziz Yıldırım ile beraber yabancı sınırının kalkmasını sürekli savunuyorlardı. Bu kuraldan dolayı Türk oyunculara verilen fahiş bonservis bedellerinden şikayet ediyorlardı. Sayın başkan Nihat Özdemir “yabancı sınırına” laf söylememeli çünkü mazide yaptıklarıyla şu an söyledikleri birbirinin tam tersi.

Hepimiz Türk oyuncu oynasın istiyoruz. Kendi milli formamız altında başarılar kazanmayı da epey özledik. Ama asıl sorun yabancı sınırı değil. Ana sorun kalitesiz yabancı sorunu. Burada ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Hepimiz Alex De Souza’yı izlerken ağzımız kulaklarımızda değil miydi? Veya Adana Demirsporlu Pote olsun. Bursaspor’a şampiyonluk yaşatan Pablo Martin Batalla olsun. Başakşehir’in maç kaçırmayan Boşnak oyuncusu Edin Visca olsun. Beşiktaş’ın Süper Mario Gomez’i olsun ya da Galatasaray’ın sihirbazı Wesley Sneijder olsun… Bu liste böyle uzayıp gider.

Ama Demba Ba, Gomez ve Negredo’ya rağmen Avrupa medyasında adından sıkça söz ettiren Cenk Tosun’un azmini neden konuşmuyoruz? Beşiktaş’ın hukuk fakültesi okuyan forveti Umut Nayir’in çalışkanlığını neden göz ardı ediyoruz? Trabzonspor Taraftarına büyük hayaller kurdurtmuş Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür de bu yabancı kuralında ortaya çıkmadı mı? Euro 2020 Elemelerinde 23 puan ile grup liderine yenilmeden gruptan ikinci çıkan Türk Milli Takımı bu yabancı kuralı varken herkesi gururlandırmadı mı?

Konuya sadece oyuncu bazlı olarak bakmayıp, mevcut yabancı kuralı ile ligin ne hale geldiğini de düşünmemiz gerekir. Anadolu kulüpleri şu an ligde ucuza aldıkları kaliteli yabancı oyuncular ile lig yarışına ve kendi başarılarına çok şey kattılar. Büyük kulüp olarak nitelendirdiğimiz kulüpler artık hiçbir Anadolu deplasmanını çocuk oyuncağı olarak göremiyor. Çünkü artık “3 puan aslanın ağzında da değil midesinde.” Son yıllarda şampiyon olmuş kulüplerin topladığı puanlara bakarak da bunu görebiliyoruz.

Bence sorun yabancı sorunu değil. Futbola yabancı olmadır asıl sorun. O yüzden “Futbola yabancı sınırı gelsin…”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir